Amsterdam (1140x623).jpg

 

Kuzeyin Venedik'i olarak da anılan Amsterdam, adını üzerinde kurulduğu Amstel nehrinden alan bir balıkçı köyü olarak kurulmuş. Günümüzde farklı kültürlerin bir arada huzurlu bir şekilde yaşadığı bu hoşgörü şehri, aynı zamanda sanat ve eğlencenin bir arada dolu dolu yaşandığı bir kent. Akla ilk olarak Red Light bölgesi, son derece turistik bir atraksiyon olan Madame Tussaud Müzesi, Dam Meydanı, her köşe başında satılan lale tohumları ve Hollanda tahta terlikleri gelse de aslında Amsterdam çok daha fazlasını vaat ediyor ziyaretçilerine… Öyle ki bu özgür ruhların şehrinde gerçekten de keşfedilecek çok sayıda güzellik var.


NEDEN GİTMELİ?


Amsterdam’ın bilinmeyen yönlerini keşfetmek, farklı tatları deneyimlemek, Amsterdamlı biri gibi yaşamanın ucundan da olsa tadına bakmak için mutlaka bu şehri ziyaret etmelisiniz. 

 

P. C. Hooftstraat .jpg

 

KAÇIRILMAMASI GEREKENLER


Botla Kanal Turu: Topraklarının yüzde 18’i deniz seviyesinin altında olan Hollanda’da su baskınını engellemek için denize setler ve kanallar inşa edilmiş. Bir gereklilik sonucu ortaya çıkan bu kanallar, Amsterdam’da görsel bir şölen sunuyor adeta. Bu nedenle şehirde yapılması gereken ilk aktivite, botla kanal turu olmalı. 


Westerkerk Kilisesi: Amsterdam’ın en güzel kiliselerinden biri olan Westerkerk, Hendrick de Keyser tarafından tasarlanmış ve 1631 yılında tamamlanmış. Amsterdam’ı bir de kuşbakışı seyretmek için Westerkerk’e (Batı Kilisesi) çıkmanız şart. 


Red Light Street: Türkçesiyle “Kırmızı Fener Mahallesi/Bölgesi”, Amsterdam denildiğinde akla ilk gelen yerlerden. Amsterdam’ın en eski kiliselerinden Oude Kerk’in, coffee shop’ların ve kafelerin bulunduğu son derece turistik bir bölge.


Jordaan: Gerçek bir Amsterdam deneyimi yaşamak istiyorsanız, mahalle barlarında, kahvecilerde ve tasarım butiklerinde aylaklık edebileceğiniz Jordaan semtini mutlaka ziyaret etmelisiniz. 


Dam Meydanı: Amsterdam Kraliyet Sarayı, Nieuwe Kerk, Madame Tussaud’s Müzesi ve National Monument’ı görebileceğiniz Dam Meydanı, son derece ihtişamlı ve güzel bir meydan. 


Vondelpark: Amsterdam’da şehrin ortasındaki bu güzel parkta 100 tür ağaç, geniş bir yerel ve ithal bitki türü, bir orkestra sahnesi, bir gül bahçesi, birçok ev kuşuna ev sahipliği yapan göller ile küçük akarsular yer alıyor.


Heineken Deneyimi: Ünlü bira markası Heineken’in, şehrin son derece merkezi bir yerindeki fabrikasında yaşayabileceğiniz eğlenceli interaktif deneyimi kaçırmayın. 

 

Spiegelkwartier .jpg

 

KÜLTÜR SANAT


Van-Gogh Müzesi
Dünyanın en ünlü ressamlarından olan Hollandalı sanatçı Van Gogh’un eserlerini sergileyen Van Gogh Müzesi, kentin en çok ziyaret edilen müzeleri arasında ilk sıralarda. Sanatseverlerin ilgiyle gezdiği müzede, dünyanın en geniş Van Gogh koleksiyonu olan 200’den fazla resim, çizim ve mektup yer alıyor.


Rijksmuseum
1885’te Hollandalı mimar Pierre Cuypers tarafından inşa edilerek, yenileme çalışmalarının ardından 2012’de Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından tekrar açılan Rijksmuseum,  8 bin sanat eserine, heykele, gemi maketlerine, antika objelere, yöresel kıyafetlere, Delftware ve Hollanda’nın en önemli sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapıyor. 


Anne Frank’ın Evi
Anne Frank’ın saklandıkları süre boyunca tuttuğu günlüğün ortaya çıkmasıyla müzeye çevrilerek ziyarete açılan evde, günlüğün orijinali ve saklandıkları süre boyunca kullandıkları eşyalar sergileniyor.


Stedelijk Müzesi
Amsterdam’ın en büyük modern sanat galerisi ve uluslararası bir çağdaş sanat ve tasarım müzesi olan Stedelijk Müzesi, New York Modern Sanat Müzesi ile karşılaştırılabilecek kadar zengin bir modern sanat koleksiyonuna sahip. Müzede Picasso, Monet, Cezanne ve Mondriaan’nın çalışmalarını görmek mümkün.


Rembrandt House Museum
Dünyaca ünlü Hollandalı ressam Rembrandt’ın 1639-1660 yılları arasında yaşadığı evin 1906’da restore edilerek müze haline getirilmesiyle oluşturulan Rembrand’ın Evi Müzesi’nde, ünlü ressamın çizimleri, heykelleri ve tablolarından oluşan yaklaşık 250 eser sergileniyor.


Torture Museum
Amsterdam’ın en ilginç müzelerinden biri olan İşkence Müzesi’nde, Ortaçağ’dan kalan giyotin, engizisyon sehpaları ve kafatası kırıcılar gibi tarihin hemen her döneminde kullanılmış olan tuhaf işkence aletleri sergileniyor.


Houseboat Museum
Uzun yıllar çakıl ve kum taşındıktan sonra ev olarak kullanılan, daha sonra da müzeye çevrilen evi gezmek kesinlikle çok farklı bir deneyim.